Stendhal Sendromu Nedir ?
23 Ağu, 2019 11:45 tarihinde eklendi

Stendhal Sendromu Nedir ?

Stendhal Sendromu Nedir ?

Stendhal Sendromu Nedir ?

Stendhal sendromu nedir ? Stendhal sendromu kısaca, sanat eserlerinin bulunduğu ortamda belirli bir süre kalınması durumunda ortaya çıkan fiziksel ve biyolojik duygu yoğunluğunun ortaya çıkardığı semptomlara verilen isim olarak değerlendirilebilir. Stendhal sendromu küçümsenemeyecek kadar ciddi sorunlara yol açabilir. Bunlar arasında ; dissosiyatif yani bellek, bilinç, kimlik bilgisi veya çevrenin algılanmasının kayıpları, halüsinasyonlar ve geçici olarak akıl kaybı da mümkündür. Stendhal sendromu genel itibariyle sanat eserlerine takılıp kalma konusunda ortaya çıksa da bazı durumlarda güzel bir gün sonunda ya da çok mutlu bir akşamda ya da gün batımında gibi durumlarda da ortaya çıkabiliyor. Stendhal sendromunun etkileri için bir tıbbi müdahaleye ihtiyaç duyulmuyor zira kısa bir süre içerisinde sendromdan çıkılabiliyor. Yani, panik yapmaya gerek yok 🙂

Stendhal Sendromu Nedir ?
Stendhal Sendromu Nedir ?

Stendhal sendromu’na adını veren isim Floransa Santa Maria Nuova Hastanesi Psikiyatri Şefi Dr. Graziella Magherini’dir. Kendisi Floransa’yı ziyarete gelen pek çok turistte bu sendromun yaşandığına tanık olmuş. Magherini sendrom ile ilgili olarak Floransa’ya gezi amacıyla gelen ziyaretçilerin birkaç günlük süre içerisinde nöbetler geçirdiğini ve birtakım semptomlar yaşadığını ifade ediyor.

Dr. Graziella Magherini “La Sindrome di Stendhal” adlı kitabında 1977-1986 yılları arasında stendhal sendromu’na yakalanan 106 vakâ ile karşı karşıya kaldığını anlatıyor. Magheri’ninin tespitleri dışında Edson Amâncio adlı Brezilyalı bir cerrahın da stendhal sendromu ile ilgili olarak 2005 yılında yayınladığı Rus edebiyatının ünlü yazarlarından Fyodor Dostoyevski’nin hikayesi dikkat çekmişti. Dostoyevski, Basle’de Hans Holbein’a ait olan “Ölü Mesih” adlı eseri incelerken bir stendholm sendromu yaşadığını ve bunu delilleri olduğunu vurgulamıştı.

Stendhal Sendromu’nun Adı Nereden Geliyor ?

Fransız edebiyatına ilginiz varsa Henri-Marie Beyle adını duymuşsunuzdur mutlaka. Kendisi 19. yüzyıl Fransız yazarlarından olarak karşımıza çıkmaktadır. Henri-Marie Beyle, Napoli ve Floransa: Milan’dan Reggio’ya Yolculuk adlı kitabında belki de farkında olmadan ilk stendhal sendromu deneyimlerini paylaştı. Bu yazılarda Floransa’da ziyaret etmiş olduğu sanat eserlerinin kendisinde bıraktığı olumsuz etkileri kaleme aldı. Yaşadığı duygularla ilgili olarak Beyle şunları söylüyordu :

“Floransa’da bulunma ve anıtmezarlarını gördüğüm o büyük insanlarla yakın olma fikri beni kendimden geçercesine heyecanlandırıyor. Bu görkemli güzelliğin içine çekiliyordum… Öyle bir ilahi noktaya yükseldim… Her şey ruhuma capcanlı konuşuyordu. Unutmam mümkün değil. Berlin’deki ‘sinir’ denilen şey yerine kalp çarpıntıları hissediyordum. Hayatım bedenimden çekiliyordu. Düşme korkusuyla yürüyordum.”

Stendhal Sendromu’nun Yoğun Yaşandığı Bölgeler

Stendhal sendromu’nun en yoğun yaşandığı dünya üzerinde üç şehir ön plânâ çıkıyor. Bunlardan birisi Rönesans’ın ortaya çıktığı şehir Floransa, bir diğeri Katalonya’nın gözbebeği Barselona, bir diğeri ise hiç şüphesiz İstanbul. Peki bu bilgileri neye dayanarak veriyoruz. Dünyaca ünlü araştırma şirketi Nielsen‘in yaptığı araştırmalara dayanarak elbette… Nielsen bu üç şehirde yaşanan sendromların turistler üzerinde daha etkili olduğunu bildiriyor. Hatta uzmanlar standhal sendromu için turist sendromu adını bile kullanıyorlar.

Stendhal Sendromuna Maruz Kalan Genç Kız Anlatıyor

Amerika’nın en seçkin gazetelerinden The New York Times’ta yayınlanan Florence’s Art Makes Some Go to Pieces haberinde Clyde Haberman adlı genç kız yaşadıkları ile ilgili olarak şunlardan bahsediyor

“Sürekli şarkı söyleyen melekler görüyordum. Geçmişte yaşamış bir rahibenin reekarnasyonun olduğunu ve gizemli bir yere doğru çağrılıyordum.”

Stendhal Sendromu Filmi
Stendhal Sendromu Filmi

Stendhal Sendromu’nun Bilinen Adı Turist Sendromu

Stendhal sendromu halk adında bilinen adı ile turist sendromu olarak karşımıza çıkmaktadır. Stendhal sendromu sadece resimler ya da tarihi eserler üzerinde etkili değildir. Uzman doktorlar stendhal sendromunun müzik konserlerinde bile ortaya çıkabileceğini söylüyor. Buna örnek olarak da Macar müzisyen Franz Liszt’in dinleyicileri örnek gösteriliyormu. Bir iddiaya göre Liszt’in hayranları müziklerde öylesine coşuyorlarmış ki, bazı dinleyiciler stendhol sendromunun belirtileri arasında görünen halüsinasyon bile görüyorlarmış.

Stendhal sendromunun ülkemizdeki en derin örneklerinden bir diğeri ise, geçmişte sıkça karşımıza çıkmış olan Müslüm Baba konserleridir. Bildiğiniz üzere Müslüm Gürses konserlerinde insanlar coşkudan kendilerini jiletler, deli gibi alkol alır ve artık hareket edemeyecek hâle gelirlerdi.

Stendhal sendromu ile ilgili daha fazla bilgi edinmek için 1996 yılında vizyona giren Stendhal Sendromu filmini izleyebilirsiniz.

Kaynak : https://www.theguardian.com/artanddesign/shortcuts/2018/dec/18/stendhal-syndrome-botticelli-the-birth-of-venus

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *